Cemal Kaşıkçı’yı ölüme götüren hack’leme olayı neydi? - NOVO Gazete

Dünyanın Öteki Gündemi

Kaşıkçı’yı ölüme götüren hack’leme olayı neydi? Suudiler, bu kez dünyanın en zengini Jeff Bezos’u mu hack’ledi?

Ekim ayı başında İstanbul’daki Suudi konsolosluğunda hunharca katledilen gazeteci Cemal Kaşıkçı (Jamal Khashoggi), cinayetten sadece iki ay önce bir hack saldırısına maruz kalmıştı. Kaşıkçı’nın yakın arkadaşı Ömer Abdulaziz‘in telefonuna uzaktan erişim sağlayan Suudiler, ikilinin arasındaki WhatsApp yazışmalarını okumuş, muhtemelen de Kaşıkçı’nın peşine bundan sonra düşmüşlerdi. Zira Kaşıkçı ve Abdülaziz’in mesajları, üzerinde çalıştıkları bir “siber ordu” projesinin ayrıntılarını ele veriyordu.

“Elektronik arılar” adını verdikleri siber ordunun amacı, Suudi rejiminin propaganda yayınlarına karşı sosyal medya kampanyaları yürütmek; temel olarak Twitter üzerinden paylaşımlar yapıp muhalefeti örgütlemekti. Kaşıkçı ve Abdülaziz, WhatsApp mesajlarında, “arılar”a ödeyecekleri maaşları nasıl fonlayacaklarını da konuşmuşlardı.

Hatta Kaşıkçı, 30 bin dolarlık bir bağışı zengin hayırseverlerden toplama sözü vermiş, ilk aşamada beş bin dolar göndermişti. Planın bir parçası da, Suudi gençlere, yakalanmadan tweet atabilmeleri için yabancı SIM kart’lar göndermeye ilişkindi.

Kaşıkçı, ayrıca, mesajlarda, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Salman için “Kurbanlarını yedikçe daha fazla kurban isteyen bir canavar” ifadesini kullanmış, bu eğilimin bir süre sonra prensin yakın çevresindeki şakşakçılara da yönelebileceğini söylemişti.

Gazetecinin ölümünden sonra CNN’e konuşan Abdulaziz, “Gerçekten üzülerek söylüyorum ki, telefonumun hack’lenmesi, Cemal’in başına gelenlerde büyük rol oynadı. Suçluluk duygusu beni öldürüyor,” demişti. “Elektronik arılar” projesini ise şu sözlerle özetledi Suudi aktivist: “Bizim bir parlamentomuz yok, Twitter’ımız var.”

Kurbanın ruhu duymadan tüm mesajlar izleniyor

Kanada’da yaşayan Abdulaziz, geçen Aralık ayında İsrail’li şirket NSO Group’a dava açtı. Çünkü iddiaya göre, Suudiler, bu şirketten satın aldıkları Pegasus adlı casus yazılım aracılığıyla Abdulaziz’in telefonuna erişim sağlamışlardı. Kaşıkçı’yla yazışmalarını da bu şekilde elde etmişlerdi. Siber güvenlik uzmanları, “askerî düzeydeki” bu casus yazılımın ancak NSO Group’a ait olabileceği sonucuna vardı.

New York Times’ın bir araştırmasına göre, NSO Group’un en önemli casus yazılımı “Pegasus”, akıllı telefonlar üzerinden emailleri, SMS’leri, aramaları ve konum bilgisini takip edebiliyor, WhatsApp ve Facebook gibi uygulamalardan yapılan iletişimi izlemeyi sağlıyor. Üstelik hiçbir iz bırakmadığından, tüm bunlar olurken kurbanın ruhu bile duymuyor.

Dava kapsamında, şirket, baskıcı rejimlere, insan hakları ihlalinde kullanılabilecek yazılım satarak uluslararası hukuku çiğnemekle suçlanıyor.

NSO Group, iddiaları şiddetle reddetti. Ancak İsrail’in Tel Aviv kentindeki bir mahkemede açılan davanın sonucu, insan hakları ve dijital hak örgütleri tarafından merakla bekleniyor. Eğer İsrailli şirketin Abdulaziz’in telefonunu Suudiler için hack’lediği ortaya çıkarsa, bunun Kaşıkçı cinayetiyle bağlantısı üzerinden NSO Group’a ya da Suudi yönetimine hesap sorulabilir mi? Bunlar soru işareti.

Peki dünyanın en zengin insanı Amazon CEO’su Jeff Bezos’un geçtiğimiz aylarda hack’lenmesinin tüm bunlarla ilgisi ne?

Suudi-İsrail ortaklığı bu kez Jeff Bezos’u mu hedef aldı?

Karısı MacKenzie Bezos ile boşanma aşamasındaki işadamının evlilik dışı ilişki yaşadığını ortaya koyan özel mesajları, Ocak ayında National Enquirer tarafından yayınlandı. Tabloid gazete, Bezos’un, sevgilisi Lauren Sanchez’le arasındaki mesajları, Sanchez’in erkek kardeşinden para karşılığında elde ettiklerini iddia etti.

Bezos’un dijital güvenlik danışmanı Gavin de Becker’in araştırmasında ise bambaşka bir sonuca ulaşıldı. Buna göre, Bezos’un sahibi olduğu ve Cemal Kaşıkçı’nın da köşe yazarlığı yaptığı Washington Post’un Kaşıkçı cinayeti yayınlarından rahatsız olan Suudiler, işadamının cep telefonunu hack’letmişti. Amaç, Kaşıkçı cinayetinin üzerine hararetle giden gazetenin sahibine zarar vermekti.

Zira de Becker, National Enquirer’ın “ısrarla” haberin tek kaynağı olduğunu söylediği Sanchez’in kardeşi Michael’ın aslında gazetenin tek kaynağı olmadığını söylüyor. Michael Sanchez de, kendisinin gazeteyle iletişime geçmediğini, aksine onların kendisine ulaştığını ve bu mesajlardan önceden haberdar olduklarını belirtiyor.

Bezos, Şubat ayında tabloid gazetenin ana şirketi AMI’ın kendisine şantaj yaptığını açıkladı. Buna göre Bezos’tan, de Becker’in araştırması sonucunda haberin yapılma sürecinde “elektronik izleme veya hack’leme söz konusu olmadığını” tespit ettiklerini belirten bir açıklama yayınlaması istendi. Eğer açıklamayı yayınlamazsa, şirketin elinde bulunan Bezos’un bazı mahrem fotoğrafları da mesajlar gibi basında yer bulacaktı.

Bezos, skandalın ardından Nisan ayının başında, boşandığı eşine 35 milyar dolarlık rekor niteliğinde bir tazminat ödemeyi kabul etti.

‘Terörizm ve suçla mücadele’ iddiası

De Becker, Bezos’un telefonunun hack’lendiğine ve bunun Suudiler’in işi olduğuna emin. İki hafta önce Daily Beast için kaleme aldığı makalede, dijital güvenlik uzmanı, bu iş için hangi yazılımın kullanıldığını belirtmese de, NSO Group’un ismi, ABD basınında bir kez daha telaffuz edilmeye başlandı. Tabii ki şirket, acilen Bezos’un hack’lenmesiyle hiçbir ilgisinin bulunmadığına ilişkin bir açıklama yaptı.

Hack’leme ve izleme teknolojilerini yaklaşık 30 ülkede 60 devlet kurumuna pazarlayan NSO Group, “terörizmin ve benzeri suçların araştırılmasına ve önlenmesine yardımcı oldukları” ve bu sayede “tüm dünyada binlerce hayat kurtardıkları” iddiasında. Ancak siber güvenlik araştırmacıları, bu şirkete ait yazılımların gazeteciler ve insan hakları aktivistleri üzerinde kullanıldığını söylüyor.

2008’de kurulan şirket, iddialara göre, yıllardır Suudi Arabistan’a hizmet veriyor ve rejimin “düşmanları”nı dijital ortamda takip ediyor. Abdulaziz dışında NSO Group yazılımlarıyla hack’lendiği belirlenen iki Suudi aktivist daha var. Bunlardan biri Yahya Assiri adlı bir kişi, diğeri ise Af Örgütü’nün Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren bir üyesi. Kurbanın telefonunda inceleme yapan Af Örgütü, NSO Group’un ihracat ruhsatının iptal edilmesi için İsrail Savunma Bakanlığı’na bir dilekçeyle başvurdu.

Şirkete milyon dolarlar kazandıran hükümetlerden biri de, uyuşturucu baronlarını bu şekilde izleyen Meksika.

İsrail ve Kıbrıs’ta, NSO Group’a açılmış iki ayrı dava daha sürüyor. Davaların müştekileri, Meksika ve Katar vatandaşları.

NSO Group’un Ortadoğu’da rakipleri yok değil. Londra ve Paris’te de merkezleri bulunan İsrailli “özel istihbarat ajansı” Black Cube ile Birleşik Arap Emirlikleri merkezli DarkMatter da benzer şekilde, hükümetlere gelişmiş casus teknolojileri pazarlıyor. Ancak bir milyar dolar değerindeki NSO Group, sunduğu gelişmiş teknolojilerle bunların arasında öne çıkan isim. 150 milyon doların üzerinde yıllık ciroya sahip şirketin yüzde 70 oranındaki hissesini 2014’ten bu yana ABD’li Francisco Partners elinde bulunduruyor.

Suudi Arabistan ve başka baskıcı hükümetlerin gazeteciler ve aktivistlere yönelik “hedef gözeten” siber saldırılarına aracı olduğu söylenen NSO Group, dijital hak örgütlerinin göz hapsinde. Kanadalı Citizen Lab ve San Francisco merkezli Electronic Frontier Foundation (EFF) bunların başında geliyor. NSO Group’la ilgili hukuki ve cezai süreçleri NOVO Gazete olarak biz de yakından takip edip sizlerle paylaşacağız.

2006 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan G. Hilal Stellmach, iki yıl avukatlık yaptıktan sonra 2010-2013 yılları arasında Taraf gazetesi Dış Haberler Servisi'nde çalıştı. 2013-2016 yılları arasında ise bir İngilizce gazetede çevirmenlik ve editörlük yaptı. 2016 sonlarında giderek yedi ay kaldığı Chicago'da bağımsız projeler üzerinde çalıştı. Mart 2018'de kendi projesi olan NOVO Gazete'yi görücüye çıkardı.

Köşe Yazıları - Güncel

En Başa Git